31 Aralık 2005:
Woody Allen İstanbul’da. Eski toprak New York’lu, yaşlı şehirde, klarinet ustalarının şehrinde kendi hayatının özetini klarinet ile sunmaya gelmiş.
Bana da bir hediye gelmiş. Wild Man Blues. Bu gece Woody Allen bizimle olacak biz onunla olamasak da sahnenin başucunda, albüm çalıp duracak sihirli kış gecesi melodilerini yanıbaşımızda.
eMBA ofisinden yazılımcı dostum Ferhat’ın verdiği hediye ile salonda eskimeyen klasik cazın en güzel örnekleri bizi zamanda kısa bir yolculuğa çıkaracak.
Allen’ın asıl soyadı Königsberg imiş!
Edebiyat, nöroloji, Huxley derken beni şaşırtan ve sevindiren bir durumla karşılaştım. Teknoloji Televizyonu’ndaki FazlaMesai programından döneli birkaç dakika olmuştu, e-postaları kontrol ederken ilk kez bana yazan birinin Dr. T. Alp Özakman’ın mesajını gördüm:
Merhaba Emre Bey,
FM ve blog yazılarınızı zevkle takip ediyorum. Son blogunuzda dikkatimi çeken bir şey oldu. Asetilkolin ve skapolamin arasında bildiğim kadarıyla benzerlik yok. Aslına bakarsanız bu iki madde birbirinin tam olarak zıttı. Asetilkolin otonom sinir sisteminde, parasempatomimetikler grubundan bir kolin esteri, skapolamin ise parasempatolitik’lerden bir belladona alkaloidi (güzelavrat otu olarak bilinir), bu grubun diğer üyesi ise atropin. Skapolamin özelliği gereği asetilkolinin nerdeyse tüm etkilerini tersine çeviriyor.
Fazla gevezelik ettiysem kusuruma bakmayın, bu konu bu şekilde uzayıp gidiyor. Ücretsiz online bir kaynak bulamadığım için size gösteremiyorum ama aşağıya accessmedicine.com dan aldığım farmakoloji için ana textbook olan Goodman & Gilman’s The Pharmacological Basis of Therapeutics, 11th Edition’dan ilgili bölümleri yolluyorum…
Dr. Özakman’ın bu e-postası üzerine detaylı, eğlenceli ve verimli bir e-posta değiştokuşu yaşandı aramızda. En sonunda Wikipedia’daki ilgili maddeye nasıl ve ne şekilde müdahalede bulunup yanlış anlamaları giderebileceğimizi tartıştık. Birkaç hocama ve kimyagere sorup, araştırıp işi iyice sağlam kazığa bağlamaya ve sonra müdahale etmeye karar verdim. Bir yandan da blog idi, Internet’ti, bir bilimkurgu romanı nelere yol açtı diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım. İnanmadığım tesadüflerin peşinden akıp giderken 30 sene önce mavi gezegende başladığım yolculuğun nasıl devam edeceğini merak ederek derin düşüncelere daldım…
WordPress’in 2.0 numaralı sürümü WordPress “Duke” çıkmış. Tüm zamanların en büyük bestecilerinden, alemin “dük”ü Duke Ellington‘a bir selam çakmaları beni ziyadesi ile sevindirdi.
Yine bir sürpriz, bir “tesadüf”, bağlantılar ve yeni bir yıl. Haydi hayırlısı…
Benzer Yazılar / Similar Posts:
- Woody Allen İstanbul’da; Holland konser yorumu…
- Gezici kütüphane; blues; AI philosophy, çılgın diyaloglar…
- Konferansa 1-2
- Zaman Yönetimi: Getting Things Done ve Do It Tomorrow – Az, Öz ve Hedefe Yönelik
- The Conversation: Gene Hackman ve Caz
- Lanetliler: Grotesk Öyküler
- İki albüm: Panayır ve Window for My Breath
- CLIM videosu: Common Lisp ile GUI tabanlı uygulama geliştirme
- Bir eMBA Seminerinin Ardından
- Amazon Elastic MapReduce: Hadoop @ Amazon Cloud

Leave a reply