20
Nov

Bir Bilgisayarcı Gözüyle Belçika İzlenimlerine Devam

   Posted by: Emre Sevinc   in General

Belçika başbakanı (Herman van Rompuy) AB Başkanı olmuşken ne zamandır beklettiğim blog girdisini yazayım dedim. Yaklaşık 4.5 aydır devam eden Belçika macerama dayanarak yani buradaki yaşama, eğitim alma ve çalışma deneyimim üzerine gördüklerimi kısa maddeler halinde özetlemeye devam ediyorum.

- Çocuklar 2.5-3 yaşında okula başlıyor, sosyalleşiyor. 6 yaşında ilkokul 1′e basladiklarinda zaten pek cok sey biliyor ve psikolojik olarak hazırlanmış oluyorlar daha ciddi bir eğitime.

- 3 yaşından 18 yaşına dek eğitim kanunen zorunlu.

- Devlet her aileye her çocuk icin belli bir yaşa gelene dek önce çocuk parası, sonra da bunun üzerine öğrencilik destek parasi veriyor. Ögrencilik destek parasi ögrenci universitede yuksek lisansini bitirene dek suruyor. Para dedigim sadaka kadar değil, mesela 1 yillik ögrenci bursu ile bir Sony VAIO laptop alınabildiğini biliyorum çevremdeki yakın örneklerden. Burslar karşılıksız.

- Ortaokul ve lise ogrencileri okulu bitirene dek okul tarafindan Paris’te Louvre müzesine, İsviçre Alplerinde kayak yapmaya, Londra’daki bilim ve tarih müzelerine götürülmüş oluyorlar (diger aktivitelerin yanisira). Özel okul değil bunlar devlet okulu.

- Lise mezunu pek çok insan ortalama 3 dil konuşuyor. Özel okul mezunu değil, devlet okulu mezunlari, ‘siradan’ vatandaşlar.

- Belçika, ABD’deki ve dünyanin diger yerlerindeki bilim insanlarını Belçika’ya geri getirtiyor çok iyi koşullar teklif edip. Bunun sonucunda elektronik, nanoteknoloji ve yazılım geliştirme konusunda mesela IMEC gibi yerler ortaya çıkıyor, cok uzun vadeli, patent gelistirmeye yonelik muazzam yatirimlar:

http://www.imec.be

KU Leuven üniversitesi tarafindan destekleniyor burasi ve tabii devlet tarafindan da. Türkiye’deki ‘Teknokent’ler buranın yanında komik kalıyor.

- Belçika’nın büyük şehirlerinden biri olan Anvers’te (Antwerpen) yıllık olarak düzenlenen kitap fuarını 2009 yılında, yaklaşık 1 hafta içinde 175.000 kişi ziyaret etti. Anvers’in nüfusu yaklaşık 500.000. Yani şehrin yaklaşık %34′ü kitap fuarına geldi.

- Ülkenin 3 resmi dili var. Ancak her ne hikmet ise 150 küsur senedir bölünmemişler ve birbirlerine ateş etmiyorlar. En sert politik rekabet bile demokratik yöntemlerle gerçekleşiyor. Tartışmayı, politikayı, bürokrasiyi seviyorlar (tabii ki bunlar yemek ve ev dekorasyonu gibi aktivitelerinden sonra geliyor).

- Anvers büyükşehir belediye başkanı gideceği yerlere genellikle bisikletle gidiyor.

- Uluslararası Uzay İstasyonu‘nun (ISS) şu anki kumandanı Belçikalı Frank De Winne.

Benzer Yazılar / Similar Posts:

This entry was posted on Friday, November 20th, 2009 at 10:15 pm and is filed under General. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

3 comments so far

Sonmez Kartal
 1 

Gel de gitme “de”. :)

November 21st, 2009 at 10:32 am
Tahsin
 2 

Ve yine aynı Belçika Ruanda da yaşanan soykırımın temellirinden sorumlu. Bir çok dille kendi ülkesini tek parça halinde korurken. Tek bir ülkeyi iki ayrı kabileye bölen de yine bu güzide ülke. Ayrıca nüfusunun görece düşük olması parasını diğer pek çok ülkeye göre daha rahat dağıtmasına da neden olmuyor mu? Dünyada ki en iyi yaşam şartlarınsa sahip ülkeleri genelde avrupadaki küçük nufuslu ülkeler ve bunun nedeni de kaynak/nüfus oranı.

November 23rd, 2009 at 12:34 pm
Emre Sevinc
 3 

Tahsin,

Elbette Belcika da pek cok buyuk AB ulkesine benzer sekilde, yahut ABD’ye, Turkiye’ye benzer sekilde cok da temiz olmayan bir tarihe sahip. Ben sadece mevcut gunluk yasamdan kesitler sunmaya calistim.

Nufus meselesine gelince, eger insanlar cok nufustan oturu fakirlestiklerini dusunuyorlarsa karar alip nufuslarini kontrol edebilir ya da daha daha kucuk bir ulke kurup daha yonetilebilir bir memleket dahilinde yasayabilirler oyle degil mi?

November 23rd, 2009 at 3:13 pm

Leave a reply

Name (*)
Mail (will not be published) (*)
URI
Comment